The Elder Scrolls IV: Oblivion Remastered İnceleme! Sürpriz Gibi Sürpriz!
Şuradaki düşmanları bir dağıtalım bakalım. Öhöm öhöm… Üç... İki... Bir... FUS... RO... DAAAAAH! Hımm, işe yaramadı. Ses tellerimde bir sorun mu var acaba? Tekrar deneyelim... Yok, yine olmadı. Acaba yanlış mı söylüyorum? Hayır hayır, eminim böyleydi ve bu, Skyrim’de her zaman işe yarardı. Hatta bu sözlerle dağlardan adam uçuruyorduk yahu! İlerideki İmparatorluk Muhafızı’nın zırhı biraz farklı sanki. Şu garip suratlı Elf de bana “Adam pisliğin teki çıktı Rıza Baba!” der gibi bakıyor. Hava da bir değişik, daha renkli gibi sanki? Bir saniye, burası Cyrodiil! Tamam, tamam, sakin olmam lazım. Belli ki Skyrim’den uzaklaşalı bayağı olmuş ama Skyrim’in alışkanlıkları hâliyle bende kalmış. Thu’um burada pek işe yaramayacak anlaşılan.
Evet, Microsoft, eski Microsoft değil ve bir süredir, oyun dünyasında bir figüran olmaktan ziyade başrol için mücadele ediyor. Bunu yaparken de anımsayacağın üzere birbirinden büyük oyun şirketlerini/holdingleri, kendi bünyesine katıyor, en popüler oyunlar PC kataloglarına yeni yapımlar eklemeyi sürdürüyor. Her ne kadar 2020 yılında Bethesda Softworks’ü kanatlarının altına alırken oyuncuların bir kısmı buna kuşkuyla yaklaşmış olsa da Microsoft, oyun tutkunlarının gönlünü fethedecek hamleleri bir bir yapmaya başladı. Bu hamlelerden biri de hiç kuşkusuz, sürpriz şekilde yayımlanan The Elder Scrolls IV: Oblivion Remastered. 2006 yılında çıktığında ortalığı birbirine katan hikâyesi, Jeremy Soule imzalı harikulade atmosferik müzikleri, zaman içinde birer internet meme’ine dönüşen NPC diyalogları, o dönem yeni yeni ortaya çıkan HDR destekli grafikleri ve tabii ki parayla satılan “at zırhı” DLC’siyle oyun dünyasının kült yapımlarından birine dönüşen Oblivion, en popüler oyunlar PC arasına adını yazdırmıştı. Birçok oyun portuyla kendilerini “iyi” bildiğimiz Virtuos eliyle remaster edilen Oblivion’ın inşası noktasında Unreal Engine 5 kullanıldı.
Merak etme, “remastered” sürümün eksiği yok, fazlası var (orijinal oyuna gelen DLC’lerin tamamı pakete dâhil) ve eğer sen de çocukluk/ilk gençlik yıllarında The Elder Scrolls V: Skyrim’e onlarca, belki yüzlerce saatini gömdüysen; randevularını iptal etmeye, eşini dostunu “Şey, acil bir işim var!” diye ekmeye ve sabah kalkar kalkmaz kahve yerine mana iksiri aramaya hazırlansan iyi olur. Çünkü burada Skyrim’deki gibi otomatik üretilen/radiant görevler yok, üstleneceğin görevlerin tamamı elle yazılmış, son derece özenli hazırlanmış ve akılda kalıcı maceraları mümkün kılan görevler.
Cyrodiil, Unreal Engine 5 ile Makyaj Tazeledi!
Daha önce orijinal Oblivion’a dair görselleri oynayarak ya da videolarını izleyerek bir şekilde gördüysen Oblivion Remastered’ı oynamaya başladığında fark edeceğin ilk şey, oyunun, orijinaline kıyasla ne kadar farklı ve gerçekçi göründüğü olacak. Şu sıralar bazı başka önemli remaster projelerinde görev alan Virtuos, oyunu inşa ederken Unreal Engine 5’in beraberinde getirdiği tüm imkânlardan yararlanmış. Bu noktada belirtmemiz gerekiyor; orijinal yapımın kendine özgü soluk, dönemin ilkel HDR/Bloom efektleri, gölgelendirici/shader model sınırlamaları kaynaklı, açıkçası parlak “taklidi” yapan görsellerin yerini; modern, gerçekçi ve detaylı bir görselliğe bırakmış. Özellikle zindandan kurtulduktan sonra karakterinle açık dünyaya adım attığında karşılaşacağın çevre detayları muazzam. Çimenler artık halı saha çimi gibi değil de rüzgârda salınan ayrı ayrı otlar hâlinde duruyor. Ağaçlar, kayalar, binalar, hepsi yüksek çözünürlüklü kaplamalarla yenilenmiş ve 2006’dan kalma görsel bulanıklık hissi ortadan kalkmış. Artık tuğla duvarlar da gerçekten tuğla, heykellerse hakikaten yontulmuş gibi görünüyor.
Oblivion Remastered’da asıl devrimsel yenilik ışıklandırmada. Unreal Engine 5’in Lumen teknolojisi, burada tüm hünerlerini sergiliyor. Güneş ışınlarının, ağaçların arasından süzülüşü, mağaraların içini aydınlatan bir meşalenin titrek ışığı, zindanlardaki tekinsiz gölgeler kesinlikle daha dinamik ve atmosferik. Oyunun grafik ayarları arasında görebileceğin üzere Lumen hem yazılımsal hem de donanımsal ışın izlemeyi destekliyor. Özellikle güçlü ekran kartlarında donanımsal ışın izlemeyi açarsan yansımalar, küresel aydınlatma ve gölgeler, oyuna bambaşka bir hava katıyor. Laf aramızda, donanımsal ışın izleme elbette daha başarılı bir sonuç çıkarıyor.
Tabii, bu görsel şölenin bir bedeli var. Özellikle donanımsal ışın izleme açıkken oyun, en güçlü PC’leri bile terletebiliyor. 2006 çıkışlı orijinal Oblivion’ı oynadıysan bunun bir déjà vu olduğunu söyleyebilirsin ve sana kesinlikle hak veririz zira 2006 yılında da yapım, dönemin bilgisayarlarını boncuk boncuk terletiyordu. Remastered sürüm de yüksek grafik ayarlarında, yüksek çözünürlükte ve açık dünyada gezerken çevre detayları nedeniyle ekran kartını epey yoruyor. Oyunun ilk bir iki açılışında işlemciye yük bindiren gölgelendirici derleme süreçleri pek tekrar etmese de oyunun dinamik yapısı, hâliyle işlemciyi de pek boşta bırakmıyor. Söylemeden edemeyeceğiz, neyse ki cloud gaming teknolojisi var. Eğer “Lumen’in özelliklerini sonuna kadar görmek istiyorum ama saniyede 15 kareyle oyun mu olur?” diyorsan, GeForce NOW paketleri arasında yer alan Ultimate, senin için ideal. Bu paketle sunulan GeForce RTX 4080 sınıfı ekran kartının gücü sayesinde Oblivion Remastered’ı donanımsal ışın izleme güzellikleriyle birlikte akıcı bir şekilde oynaman mümkün hâle geliyor. Bir de üzerine DLSS ve Reflex özelliklerini de etkinleştirdin mi, sistem gereksinimleri konusunda endişelenmeden, Cyrodiil’in en güncel ve iç ferahlatan hâlinin tadını çıkarabilir, daha şimdiden oynanması gereken oyunlar arasına ismini altın harflerle yazdıran yapımı tecrübe edebilirsin.
Haydi gel, şimdi de oynanış tarafındaki yenilikler konusunda seni bilgilendirelim.
Eski Köye Yeni Âdetler Geldi. Peki, Oynanışta Neler Değişti?
Görsel cila konusunda yılların tecrübesini konuşturan (Terminator Salvation filminin üç boyutlu sanat çalışmalarını bile yapan bir stüdyodan bahsediyoruz sonuçta) Virtuos, oynanış tarafında da boş durmamış. Fakat baştan söyleyelim, bu bir yeniden yapım yani remake değil, bir elden geçirme (remaster). Kısacası oyunun temel iskeleti aynı, oyun döngüsü aynı ama üzerine modern eklentiler getirilmiş. Mesela en önemli ve oynarken “Oh be, nihayet!” dediğimiz yenilikle bu bölümün anlatımına başlayalım. Artık oyunda koşabiliyoruz. Evet, 2006’daki Oblivion’da ne hikmetse bulunmayan koşma tuşu, tam olması gerektiği yerde, sol Shift tuşunda seni bekliyor. Bundan böyle uzun yolları katederken “Q” tuşuna basıp karakterini otomatik yürütmene pek gerek kalmadı. Tabii yine de sen bilirsin; Oblivion’ın haritası, Skyrim’inkinden daha büyük ve keşfedilesi. Bu arada koşmayla birlikte stamina/dayanıklılık barı daha önemli hâle geliyor, bilhassa kalabalık düşmanlarla çarpışırken bir yandan koşayım, diğer yandan balta sallayayım diyorsan stamina, birkaç saniyede seni zor durumda bırakabiliyor, aman dikkat.
Skyrim’in çok sevilme nedenlerinden biri, kuşkusuz, Oblivion’dan sonra gelen tutarlı ve anlaşılabilir seviye atlama sistemiydi. Virtuos, sağ olsun bu konuya da el atmış ve orijinal oyunun yer yer kafa karıştıran ve hatalı yeteneklere odaklanmamız nedeniyle karakterimizin çöp olmasına sebep olan level sistemini Skyrim’in yetenek sistemiyle birleştirmiş. Her zamanki gibi ana yeteneklerimizi seçiyoruz, seçtiğimiz yeteneklere odaklanmamız seviye atlamamızı hızlandırıyor ve seviye atladığımızda gelen puanları belirlediğimiz üç ana başlıkta, her yeteneğe maksimum 5’er puan şeklinde dağıtıyoruz. Bu iyileştirmenin, karakter gelişimini daha anlaşılır kıldığı kesin; Oblivion’ın şahsına münhasır sınıf ve uzmanlaşma hissi yerinde kalırken Skyrim’in esnekliği, oyuna yansıyor bu şekilde.
Kabul ediyoruz, orijinal Oblivion, en iyi silah oyunları arasına pek giremezdi ama Virtuos, savaş cephesinde de elinden geleni layıkıyla yapmış. Vuruş hissi, yeni oyunda kesinlikle daha iyi, şaşıracaksın ama düşmanlar darbelerimize tepki veriyorlar. Yeni saldırı animasyonları gelmiş ve bu animasyonlar, üçüncü şahıs kamerasından oldukça iyi görünüyor. Bunlara ek olarak kılıç ve çarpışma sesleri daha doyurucu, kan efektleriyse daha belirgin. Ne var ki temel savaş mekanikleri, orijinal oyunla tamamen aynı. Karşımızdaki düşmanın iriliği ya da ufaklığı fark etmeksizin yapmamız gereken her zamanki gibi: bloklamak, geri çekilmek, vurmak ve bu döngüyü tekrarlamak.
Birinci sınıf bir remastered’da kullanıcı arayüzünün (UI) aynen bırakılması düşünülemezdi. Remastered sürümde UI baştan aşağı değişmiş. Kesinlikle daha modern, temiz ve kullanışlı duruyor hatta aklı Skyrim’de kalanlar için bazı güzellikler de yok değil. Örneğin sağlık, mana ve stamina barları, epey Skyrim kokuyor. Peki, tüm bu değişiklikler, Oblivion’ı Oblivion olmaktan çıkarıyor mu? Merak ediyorsan, yazımızın son bölümüne davetlisin.
Ebleh Bakışlı NPC’lere Rağmen Cyrodiil Hâlâ Etkileyici mi?
Şey, bunca yeniliğe ve görsel iyileştirmeye rağmen bizim meme malzemesi olan NPC’lerin bakışlarında ve yüz ifadelerinde genel bir eblehlik kalmış ama bu durum negatif mi pozitif mi tartışılır. Zira Oblivion’ı Oblivion yapan unsurlardan biri, belki de oyuna özgü kusurlu ve törpülenmesi gereken ama törpülenmeyen yanlarıydı. Bu bağlamda Oblivion Remastered oyun inceleme yazımızda bahsetmeden geçmiş olmayalım; NPC’ler hâlâ tuhaf bakıyorlar ve olmadık yerde olmadık şeyler söyleyerek bazen önemli bir görev diyaloğunun orta yerine… Konuk oluyorlar diyelim. Mesela oyunun başlarındaki kilit anlardan birinde, toplanma mekânı olarak bulunan yerde yetkili kişiyle önemli bir konuşma esnasında kadın NPC’lerden biri, arka planda bağıra bağıra “Aman gözüme uyku girmiyor. Gözlerimi kapatsam da uykuya dalamıyorum. Bu uykusuzluk beni mahvetti a dostlar.” minvalinde şeyler söylüyor… Biz onları bu hâlleriyle sevdik, bağrımıza bastık.
Açık dünya oyunları PC listelerinde bu yıl adını bir şekilde göreceğimizi düşündüğümüz Oblivion Remastered’ın dünyası da orijinaline son derece sadık. Evet, dünya daha parlak, daha detaylı görünüyor ama İmparatorluk Şehri’nin görkemi, Skingrad’ın kasvetli havası, Bravil’in iç ferahlatan (!) atmosferi aynen korunmuş. Görevlerden daha önce biraz bahsetmiştik ama yeri gelmişken üzerinden geçelim; Skyrim’deki “git şuradan şunu al”, “şu bitkiden bilmem kaç tane topla” görevlerinin aksine Oblivion’ın görevleri, bilhassa lonca görev zincirleri başlı başına birer rol yapma şaheseri ve üzerinden neredeyse 20 yıl geçmesine rağmen hâlâ çok etkileyici. Karşılaştığın unutulmaz karakterler, seni ahlaki ikilemlerde bırakacak durumlar, zekice hazırlanmış bölümler ve daha nicesine, remastered sürümde hiç dokunulmamış ve iyi ki de dokunulmamış. Açık konuşalım, bu görevleri hayatlarında ilk kez deneyimleyecek yeni nesil oyuncular gerçekten çok şanslılar.
Görsel ve yapısal unsurlardan ziyadesiyle bahsettik ama bir The Elder Scrolls oyununun, özellikle de son üç oyunun başarısını katlayan en önemli faktör, Jeremy Soule imzalı muhteşem müzik parçaları. Yerine göre epik, huzurlu ya da gerilimi artıran melodiler, yerli yerinde duruyor. Keza seslendirmelere de pek dokunulmamış; Patrick Stewart’ın konuştuğu İmparator Uriel Septim VII diyalogları da tam anımsadığımız gibi. Ama farklı ırklar için yeni diyaloglar da yok değil.
The Elder Scrolls IV: Oblivion Remastered, ruhu olan, aslına saygılı ve oldukça başarılı bir elden geçirme örneği. Eğer sen de orijinal yapımın tuhaflıklarını hoş görüp remastered ile gelen yeniliklerin keyfini çıkaracaksan Cyrodiil sana onlarca, “sıkılmam” dersen yüzlerce saat sürecek unutulmaz bir macera sunuyor. Eğer sistemleri ağlatan ve disklerde 120 GB’lık devasa bir delik açan Oblivion Remastered’ı en zahmetsiz şekilde ve yüksek performansla oynamak istiyorsan, GeForce NOW Powered by Gameplus aracılığıyla bulut oyun deneyimine hemen başlayabilirsin.
