Baldur’s Gate 3 İnceleme: Oyunun Tüm Detayları ve Larian’a Saygı Duruşu
Şu sıralar karşısında saatler geçirdiğin en iyi silah oyunları oynamaktan sıkıldın mı? Parmakların, oyun ekipmanların aracılığıyla yeni görevler ararken gözlerin, keşfedilmemiş diyarların derinliklerine dalmayı mı istiyor? Nasıl bildik ama? İşte bu yüzden sana, hakkında konuşmaktan bıkıp usanmadığımız, oyun dünyasına sağlam bir F5 atarak (hatta bizce Ctrl+F5 ya neyse) oyun dünyasının silkinip kendine gelmesini sağlayan, Larian’ın harikulade eseri Baldur’s Gate 3’ten söz edeceğiz. Larian Studios’un tartışmasız başyapıtı, zaten “Daha ne kadar destansı ve ayrıntılı olabilir ki?” diye düşündüğümüz anlarda bile bizleri şaşırtmaktan geri durmuyor. Hatta öyle bir şaşırtıyor ki hatırlarsın, bazı önemli oyun şirketleri çıkıp “Larian AAA oyun çıtasını çok yükseğe koydu canım, oyuncular her yapımdan böyle bir derinlik ve kalite beklemesin lütfen!” gibi hafiften sızlanmalı, bolca kıskançlık kokan açıklamalar bile yapmıştı. Biz de tam olarak “beklentileri arşa çıkaran” oyunu anlatıp bir bakıma stüdyonun veda niteliği taşıyan Patch 8 güncellemesiyle yapıma nelerin eklendiğini aktaracağız sana.
Peki, Divinity Engine 4.0 oyun motoru sayesinde fotogerçekçiliğe epey yakın görseller sunan oyunu en yüksek ayarlarda, “Acaba bilgisayarım kaldırır mı?” endişesi yaşamadan deneyimlemek sence de harika olmaz mıydı? O zaman biraz yaklaş, sana bir sır verelim: GeForce NOW Powered by GAME+ ile mutlaka tanışmalısın. Anlaşılan o ki nesiller boyunca dilden dile konuşulacak bu şiirsel rol yapma oyununun büyülü ve bir o kadar da tehlikelerle dolu dünyasına, cüzdan düşmanı ve elektrik tüketim “canavarı” bir bilgisayara ihtiyaç duymadan, cloud gaming konforuyla akıcı bir şekilde dâhil olabilirsin.
Şimdi kemerlerini bağla, çayını kahveni hazırla. Zira yazımızda en iyi hikâyeli oyunlar PC listelerinde kendine yer edinen Baldur’s Gate 3’ü en ince ayrıntısına kadar didikleyip rol yapma devinin sunduğu hikâye ve oynanış derinliklerine ineceğiz.
Evet, 20 yıl sonra şehre dönmek gibisi yok!
Yirmi Yıllık Sessizlik ve Beklenmedik Bir Kahraman: Larian Neden Bu Yükün Altına Girdi?
Evet, biliyoruz, heyecanla Baldur’s Gate 3 hakkında anlatacaklarımızı bekliyorsun ama dur bakalım. Hemen, meşhur “zihinsoyan” parazitlerine ve Unutulmuş Diyarlar’ın tehlikelerine bakmadan evvel gel, seninle biraz geçmişe, CRPG’lerin altın çağına doğru kısa bir yolculuk yapalım. Çünkü Baldur’s Gate adı, öyle tesadüfen seçilmiş, sıradan bir isim değil; oyun tarihinde altın harflerle yazılmış bir efsanenin ta kendisi!
Takvimler 1998’i gösterdiğinde, yıllar sonra bir başka RPG devine dönüşecek BioWare adlı oyun stüdyosu, Dungeons & Dragons evrenini bilgisayar ekranlarına taşıyan Baldur’s Gate ile oyun dünyasında bir devrim yarattı. Sunduğu derin hikâye, unutulmaz karakterler ve oyuncuya verdiği özgürlükle bu RPG, kendisinden sonra gelecek pek çok yapıma ilham kaynağı oldu. Baldur’s Gate II: Shadows of Amn ise ilk oyunun mirasını daha da ileri taşıyarak tüm zamanların en iyi oyun inceleme listelerinde kendine sağlam bir yer edindi. İkonik izometrik bakış açısı ve taktiksel savaşlarıyla bir neslin kalbinde taht kuran seri, CRPG türünün kilometre taşlarından biri oldu.
Gelelim, başlıktaki meseleye. Larian… Sen, hayırdır?
Baldur’s Gate II’nin ardından serinin hayranları uzun bir bekleyişe girdi. “Acaba seri bir daha canlanacak mı?” soruları sorulurken 2019’da oyun dünyası büyük bir sürprizle sarsıldı: Baldur’s Gate 3 duyuruldu! Peki, bu devasa mirası omuzlayacak stüdyo kimdi? Burada sahneye, Divinity: Original Sin serisiyle CRPG türündeki ustalığını kanıtlayan Belçikalı bağımsız stüdyo Larian Studios çıktı.
Baldur’s Gate 3 çıkış videosunu saniye saniye ezberleyenler burada mı?
Larian’ın bu işe soyunması, oyuncularda hem büyük bir heyecan hem de “Acaba altından kalkabilecekler mi?” endişesi yarattı ancak Larian, kurucusu Swen Vincke liderliğinde, bu projeye salt bir iş olarak değil de bir tutku olarak yaklaştı. Rivayet odur ki Larian daha önce de Baldur’s Gate markası için Wizards of the Coast’a gitmiş, ne var ki Divinity: Original Sin 2’nin muazzam başarısının ardından bu hayalleri gerçeğe dönüşebilmişti. Kendi geliştirdikleri güçlü Divinity Engine oyun motoru, sistemik derinliğe verdikleri önem ve erken erişim sürecinde oyuncu geri bildirimlerini dikkate alma felsefeleriyle Larian, bu zorlu göreve hazırdı. Amaçları gayet netti, Baldur’s Gate mirasına layık, modern bir klasik yaratmaktı. Sonucu biliyorsun zaten, öyle de yaptılar.
Geçmiş oyunlardan söz etmişken hemen aklındaki soruyu seslendirelim: “Eskileri oynamadan Baldur’s Gate 3’e başlanır mı?”
Cevabımız, kesinlikle evet!
Spoiler yok, rahatlıkla okuyabilirsin. Baldur’s Gate 3, önceki oyunların yaklaşık 100 yıl sonrasında geçen, kendi ayakları üzerinde duran yepyeni bir hikâye ve karakter kadrosu sunuyor. Elbette, eski oyunları oynaman, Unutulmuş Diyarlar lore’una hâkimiyetini artırır ve bazı göndermeleri yakalamanı sağlar ama Baldur’s Gate 3’ün keyfini çıkarmak için bu bir zorunluluk değil açıkçası. Larian, yeni oyuncuları da düşünerek maceraya rahatlıkla uyum sağlayabileceğin bir deneyim tasarlamış. Yani, “acaba geç mi kaldım?” diye düşünme, Faerûn kapıları herkese açık!
E o zaman incelememize başlayalım bakalım.
Beynindeki Kiracıdan Kurtulabilecek misin?
Faerûn yolculuğunun pek de sakin başladığını söyleyemeyeceğiz açıkçası. Daha gözünü açar açmaz kendini nerede buluyorsun biliyor musun? Devasa, dokunaçlı, âdeta Lovecraft’ın kâbuslarından fırlamış bir Nautiloid gemisinin meşum koridorlarında… Etrafında neler olup bittiğini anlamaya çalışırken acı gerçekle yüzleşiyorsun: Beynine, davetsiz bir “kiracı” yerleştirilmiş: bir zihinsoyan paraziti! Tamam tamam, panik yapmaya gerek yok... Doğrusu biraz var çünkü bu minik ama bir o kadar da sinir bozucu misafir, seni yavaş yavaş kendilerine, ürkütücü, dokunaç suratlı varlıklardan birine dönüştürme potansiyeline sahip. Baldur’s Gate 3’ün temel hikâyesi burada başlıyor.
Dehşete düşüren sinematiklerle desteklenen oyunun ilk anları, seni hemen gerilim dolu atmosfere sokuyor. Etrafındaki kaos, geminin bilinmeyen bir yere doğru sürüklenişi ve beynindeki o “tik tak” eden saat... Larian Studios, daha ilk dakikadan itibaren “Bu, senin için sıradan bir RPG olmayacak,” mesajını net bir şekilde veriyor. Karakterini yaratıp bu kâbusa uyandığında, ilk görevin, aslında çok basit gibi görünse de sonrasında dallanıp budaklanacak devasa bir maceranın sadece ilk adımı. Merak etme, içinde bulunduğun korkunç durumda yalnız değilsin; senin gibi bu “beyin yoldaşından (!)” muzdarip başka talihsizler de var ve kader, bir şekilde yollarınızı kesiştirecek. Oynanış boyunca vereceğin kararlar ve atacağın zarlar, kendi kaderini şekillendirirken yeni tanıştığın ya da tanışacağın karakterlerin de yazgılarını etkileyecek. Baldur’s Gate 3, daha en başından itibaren sana “Seçimlerin önemlidir.” diyor ve bu sözünün arkasında, emin ol, oyunun sonuna kadar da duruyor.
Baldur’s Gate 3’ün The Game Awards’da kaç ödül aldığını anımsıyor musun?
Burası Sıradan Bir Fantezi Dünyası Değil, Burası Faerûn!
İlk şoku atlattıktan sonra kendini, Unutulmuş Diyarlar’ın geniş ve bir o kadar da tehlikelerle dolu topraklarında buluyorsun ve o anda, Baldur’s Gate 3’ün neden en popüler oyunlar PC listelerinde ilk sıralara oturduğunu anlıyorsun. Zira yapım; yaşayan, nefes alan, her köşesi ayrı bir sır, her patikası ayrı bir macera fısıldayan devasa bir dünya vadediyor. Burası, bazı başka oyunlardan bildiğin klasik fantezi dünyalarından çok daha fazlasını içeriyor; ne de olsa burası Faerûn! Larian Studios, bu diyarı o kadar ince detaylarla işlemiş ki bazen kendini gerçekten de kadim bir ormanın derinliklerinde kaybolmuş, gizemli bir harabenin taş duvarlarına dokunurken ya da hareketli bir şehrin dar sokaklarında yeni bir ipucunun peşinde koşarken hissedebiliyorsun.
Oyunun atmosferi o kadar yoğun ve içine çekici ki bazen yalnızca etrafı seyretmek, muhteşem manzaraların tadını çıkarmak bile başlı başına bir keyif hâline geliyor. Güneşin batarken gökyüzünü boyadığı turuncu tonlar, gece çöktüğünde parlayan yıldızların altında yanan kamp ateşinin sıcaklığı ya da tekinsiz bir zindanın derinliklerinden gelen ürpertici fısıltılar, seni, bu dünyanın bir parçası yapmak için özenle tasarlanmış, üzerine ciddi ciddi düşünülmüş detaylarla dolup taşıyor. Fakat Faerûn sadece güzel manzaralardan ibaret değil. Her ne kadar bazı köşeleri huzurlu bir tablo gibi görünse de tehlike her an, en beklemediğin yerden karşına çıkabilir. Bir anda kendini kana susamış goblin’lerin pususunda, devasa bir örümceğin ağlarında ya da kurnaz bir tüccarın aldatmacasının ortasında bulabilirsin.
Faerûn’un bu denli içine çeken bir dünya olmasında, görsel ve işitsel detaylara verdiği önemin de büyük payı var. Divinity Engine 4.0’ın sunduğu fotogerçekçi grafiklerin yanı sıra Borislav Slavov ve ekibinin bestelediği, her biri ayrı bir duygu yoğunluğu taşıyan muhteşem müzikler ve oyundaki her bir ses efektinin yarattığı inanılmaz atmosfer, Baldur’s Gate 3 deneyimine level atlatıyor. Karakterlerin seslendirmelerindeki ustalık da cabası.
Buraya kadar okuyup gaza gelerek oyuna dalmadıysan ayrıntılara dur biraz daha değinelim:
- Dinamik Çevreler: Faerûn’da karşılaştığın pek çok şeyle etkileşime girebiliyorsun. Bir meşaleyle örümcek ağlarını yakabilir, zayıf bir duvarı kırarak gizli bir geçit bulabilir ya da yüksek bir yerden aşağıya bir fıçı yuvarlayarak düşmanlarını şaşırtabilirsin. YouTube’da oyuncuların nasıl dâhiyane yollarla “goblin katliamı” yaptığını ya da umulmadık objelerle etkileşime geçerek neler yaşadıklarını belki görmüşsündür.
- Sırlı Haritalar: Oyunun haritası, ilk bakışta göründüğünden daha fazlasını barındırıyor. Meraklı gözlerle etrafı kolaçan ettiğinde, gizli mağaralar, unutulmuş tapınaklar, terk edilmiş köyler ve daha nice sürprizle karşılaşabilirsin.
- Yan Görevler: Baldur’s Gate 3’teki yan görevler, asla klasik RPG’lerde rastladığın “Git şuradan on tane bilmem ne topla gel” sıkıcılığında “fetch quest”lerden oluşmuyor. Her biri kendi içinde derinliği olan, ilginç karakterler ve beklenmedik dönüşlerle dolu küçük hikâyecikler sunuyor. Bazen bir köyün kaderini belirlerken bazen de sadece iki lafın belini kırmak için girdiğin bir handa kendini karmaşık bir entrikanın ortasında bulabiliyorsun.
- Doyasıya Lore: Eğer Unutulmuş Diyarlar’ın zengin tarihine ve mitolojisine meraklıysan yapım, senin için tam bir hazine. Etrafta bulacağın kitaplar, mektuplar, notlar ve karakterlerle yapacağın sohbetler, sana bu dünyanın derinliklerine dair sayısız bilgi sunacak.
Geliştirici ekibin “kalite”ye verdiği değer başka bir seviye!
Parti Kur, Oy Vere... Şey, Yani Parti Kur, Faerûn’u Fethet!
Faerûn gibi devasa ve tehlikelerle dolu bir yerde tek başına hayatta kalmaya çalışmak, kabul edelim ki pek de akıl kârı değil. Hem macera dediğin, biraz da yol arkadaşlarıyla güzel. Baldur’s Gate 3 de sana bu yolda eşlik edecek, her biri kendi çapında “olay” olan, bazen sinirlerini zıplatsa da çoğunlukla “İyi ki yanımdasın!” diyeceğin bir dolu potansiyel ekip üyesi sunuyor. Unutma, bu karakterler yalnızca savaşta yanında duran figüranlar değil; her birinin kendi hikâyesi, kendi arka planı, kendi dertleri, kendi hedefleri var ve seninle kuracakları ilişki, maceranın gidişatını tepeden tırnağa etkileyebilir. O zaman gel, şu meşhur “kadro” kimlerden oluşuyor bir göz atalım:
- Astarion: Alaycı gülüşü ve “Ben her şeyin en iyisini bilirim, en çok bana soracaksınız, saksı değilim ben!” tavırlarıyla ilk başta biraz göz devirten cinsten ama karizmatik vampir kardeşimizin keskin zekâsı ve kilit açma konusundaki parmak ısırtan becerileri, onu, partinin “şımarık ama iş bitirici” üyesi yapıyor.
- Shadowheart: Gizemli ve mesafeli duruşuyla merak uyandıran Shar rahibesi, âdeta bir sır küpü. Onun güvenini kazanmak biraz sabır istese de zırhının altında sadık bir dost ve güçlü bir şifacı yatıyor olabilir. Tabii, “Shar şöyle iyi, Shar böyle yüce, Shar çok güzel sen de gelsene…” muhabbetini biraz azaltsa fena olmazdı.
- Gale Dekarios: Kibar, bilgili ve sıcakkanlı büyücü, sana “Acilen sihirli eşya yemem lazım, yoksa patlarım!” gibi ilginç bir problemle gelebilir. Evet, Gale’in durumu biraz garip fakat engin büyü bilgisi ve esprili yorumlarıyla partiye kesinlikle renk katıyor. Envanterindeki değerli büyülü eşyaları ondan biraz uzak tutsan iyi edersin, tamamen tedbir amaçlı.
- Lae’zel: İşte karşında disiplinli, sert mizaçlı ve “Zayıflığa yer yok!” diyen tam bir Githyanki savaşçısı. İlk başta biraz fazla “otoriter” ve fazla testosteronlu gibi gelse de onun savaş alanındaki korkusuzluğu ve sarsılmaz kararlılığı tartışılmaz. Eğer partinde duvar gibi bir “tank” arıyorsan, Lae’zel gayet uygun.
- Wyll: “Sınırların Kılıcı” olarak da bilinen halk kahramanı Warlock, karizmatik duruşu ve adalet peşinde koşan tavırlarıyla dikkat çekiyor. Ancak onun da karanlık bir anlaşması ve peşini bırakmayan dertleri var. Wyll, hem güçlü büyüleriyle hem de kılıç kullanmadaki yeteneğiyle partinin “janti” ve çok yönlü üyesi.
- Karlach: Cehennemden kaçıp gelen, göğsünde de saatli bomba gibi çalışan bir cehennem motoru taşıyan Tiefling barbar, partinin en enerjik ve dobra karakteri. İlk tanıştığınızda biraz “alevli” bir karşılama yapsa da esasen kocaman bir kalbi var ve savaşta öfkelendiğinde tam bir yıkım makinesine dönüşüyor.
- Halsin: Druid Korusu’nun bilge lideri olan elf druid, doğanın gücünü partine taşıyor. Halsin, özellikle Act I’deki olaylarda kilit bir role sahip ve evet, kendisi ayıya dönüşebiliyor! “Bugün kimi pataklasak acaba?” diye düşünüyorsan, “Seni seçtim Halsin” demen yeterli!
- Jaheira: İşte “efsane” sözcüğünün hakkını sonuna kadar veren bir kahraman… Önceki Baldur’s Gate oyunlarından tanıdığımız tecrübeli ve biraz da iğneleyici dilli druid savaşçı, Faerûn’u avucunun içi gibi biliyor. Onun o “Biz çok şey gördük geçirdik ablacım.” tavırları ve bilgeliği, partiye bambaşka bir hava katıyor.
- Minsc: Biraz saf ama bir o kadar da iyi kalpli devasa insan korucu ve onun minyatür dev uzay hamster’ı Boo, Baldur’s Gate serisinin en ikonik ikilisi desek yeridir. Minsc’in partiye katılması, bolca kahkaha ve “Gözlerine saldır Boo, gözlerine!” anları anlamına geliyor.
- Minthara: Şayet “iyilik meleği” rolünden sıkıldıysan ve biraz da “karanlık taraf”ın cazibesine kapılmak istiyorsan, Drow ırkına mensup acımasız ve karizmatik paladin rahibe tam sana göre. Onu partine katmak biraz “farklı” yollar izlemeni gerektirebilir ama sonuçları kesinlikle ilginç olacak. Belki oyunu ikinci kez oynayışında Minthara’yı seçmek isteyebilirsin.
Oyunun unutulmaz tadımlıklarından biri daha…
Zarlar Atılıyor, Kararlar Veriliyor: Baldur’s Gate 3 Oynanış Mekanikleri
Baldur’s Gate 3’ün merkezinde, masaüstü rol yapma oyunlarının atası sayılan Dungeons & Dragons 5. Edition kuralları yatıyor ama korkmana gerek yok zira karmaşık kural kitaplarında boğulmayacaksın. Larian Studios, bu kuralları o kadar akıcı ve sezgisel bir şekilde oyuna yedirmiş ki gedikli bir FRP oyuncusu olsan da bu dünyaya ilk kez adım atıyor olsan da adaptasyon sürecin, tereyağından kıl çeker gibi olacak. Her önemli eylemde, diyalogdaki ikna çabalarından savaşta düşmana kılıcını savurmaya kadar, meşhur yirmi yüzlü zar (d20) devreye giriyor ve kaderini belirliyor. Bazen attığın bir “Nat 20” (doğal 20, kritik başarı) ile imkânsızı başarırken bazen de talihsiz “Nat 1” (doğal 1, kritik başarısızlık) yüzünden en basit işi bile eline yüzüne bulaştırabilirsin. Yapımın öngörülebilirlikten uzak doğası, oynanış boyunca seni diken üstünde tutan en önemli unsurlardan biri.
Tabii Baldur’s Gate 3’ü asıl özel kılan şey, sana sunduğu inanılmaz oyuncu özgürlüğü ve yaratıcı çözümlere olanak tanıması. Karşılaştığın bir engeli aşmanın, bir düşmanı alt etmenin ya da bir görevi tamamlamanın neredeyse sayısız yolu var. Kaba kuvvetle kapıları kırabilirsin, gölgelerde sine sine hareket eden bir hayalet gibi davranabilirsin, tatlı dilinle en azılı düşmanını bile kandırabilirsin, etrafındaki nesneleri ve çevreyi kullanarak “Yok artık!” dedirtecek taktikler geliştirebilirsin. Öyle ki kendini gaz formuna sokup (evet, Gaz Formu diye bir büyü var) kilitli bir kapının altından süzülebilirsin. Oyun sana bir dizi araç veriyor ve “Hadi, bunlarla neler yapabileceğini göster,” diyor. Ortaya çıkan sonuç ise Baldur’s Gate 3’ün, oynanması gereken oyunlar listesine kafadan girmesi!
Savaşlar da tam bir taktiksel satranç maçı havasında geçiyor. Sıra tabanlı sistem sayesinde her hamleni dikkatlice planlayabilir, ekip arkadaşlarının yeteneklerini birbirini tamamlayacak şekilde kullanabilir ve savaş alanını kendi avantajına çevirebilirsin. Karakter gelişimi de bir o kadar keyifli; seviye atladıkça yeni yetenekler açıyor, karakterini kendi oyun tarzına göre şekillendiriyorsun. Kısacası, Baldur’s Gate 3 oynanış mekanikleri, sana hem derinlik hem de sonsuz bir yeniden oynanabilirlik sunuyor.
GeForce NOW, Unutulmuş Diyarlar’daki Macerana Ortam Hazırlıyor!
Sözün özü Baldur’s Gate 3; yaşayan, nefes alan, her köşesi ayrı bir macera sunan, her karakteri ayrı bir roman olan muazzam bir deneyim. Larian Studios, Dungeons & Dragons evreninin o zengin mirasını alıp üzerine kendi modern dokunuşlarını ve oyuncu özgürlüğüne verdiği eşsiz önemi ekleyerek kolay kolay unutulmayacak bir başyapıt ortaya koymuş.
Sen de kendini bu unutulmaz maceranın bir parçası yapmak ve kendi destanını yaratmak istiyorsan, inan bize, güçlü bir bilgisayara ihtiyacın yok; GeForce NOW indir ve hemen Baldur’s Gate 3 oynamaya başla. Sana, farklı cihazlar üzerinden oynama imkânı sağlayan cloud gaming teknolojisini, Baldur’s Gate 3’ün yanı sıra GeForce NOW oyunları arasında yer alan 2.000’i aşkın yapımla da tecrübe edebilirsin.
