Sandfall imzalı Clair Obscur: Expedition 33 neden bu kadar etkileyici? Oyunun detaylarından epey söz ettik. Merak etme, spoiler yok.
GAME+ PLATFORM - Mayıs 15, 2025

Clair Obscur Expedition 33 İnceleme: Yaşayan Bir Tablo, Dokunaklı Bir Sefer!

O gün herkes çok mutluydu, en azından öyle görünüyorlardı. Ve neredeyse herkesin elinde, yakasında, boynunda çiçekler, çiçek kolyeleri vardı allı beyazlı. Kimileri sevdiğine sıkı sıkı sarılıyor kimileriyse kalabalığın dikkat çeken yerlerindeki gösterileri, mini konserleri izliyor, bu rüyavari anlara eşlik ediyordu. Sonra… Ressam Kadın yine uyandı ve eski sayıyı silip yeni sayıyı yazmasıyla o şen kahkahaların yerini hüzünbaz bir sessizlik aldı. Ellerdeki, yakalardaki, boyunlardaki çiçeklerin tamamı, zeminin soğuğuyla tanışmak zorunda kaldı. Anne-babaları yavrularından ayıran, sevgilileri yârsiz bırakan, aralarında bir şekilde bağ bulunanların aralarında aşılmaz yarlar oluşturan bu elim olayın ardından yitip gidenlere ithafen yakılan sessiz ağıtlar, arşa ulaştı. Rakamlanmış kara bahtı, kem talihi değiştirecek bir şey yoktu lakin rakamlanacak yazgıyı değiştirmek belki de mümkündü.

Hemen herkes gibi muhtemelen sen de bir stüdyonun ilk oyununa biraz mesafeli ve beklentilerini çok yükseltmeden yaklaşıyorsundur. Eğer yaklaşımın bu şekildeyse bunu kesinlikle anlayışla karşılıyoruz zira oyun dünyasında tecrübe, geliştirme sürecinde son derece önemli bir faktör. Ama bazen karşına öyle bir “ilk oyun” çıkar ki bütün bu ön yargılarını rafa kaldırmanı sağlar, seni şaşkına çevirir ve oynamaya başlamayı geç, daha oyunun ana menüsünde bile sana “Vay canına!” dedirtir. Beyin takımında, daha önce Ubisoft video oyunları geliştiren isimlerin de bulunduğu Fransız Sandfall Interactive imzalı Clair Obscur: Expedition 33 tam da böyle bir yapım. Bu yazımızdaki konuğumuzu artık biliyorsun. Gel, 2025’in en popüler oyunlar PC listelerinde kendine sağlam bir yer açmasını beklediğimiz ve cloud gaming ile rahatça deneyimleyebileceğin bu muhteşem oyuna daha yakından bakalım.

Güllerin İçinden Süzülen Gözyaşlarımızı Bitti mi Sandın?

Kaliteli oyunlar açısından yeni bir 2023 olma yolunda emin adımlarla ilerleyen 2025, yine 2023’ün beklenmedik anomalilerinden biriyle bizi baş başa bıraktı: Clair Obscur: Expedition 33. Adının biraz uzun olması ve sonundaki “33” sayısı nedeniyle ülkemizde; Mersin’in meşhur yiyecekleri “tantuni” ve “kerebiç” gibi konularda esprilere maruz kalan ama esasen duygu dolu, hatta şöyle diyelim, oynamaya başladığının ilk yarım saati içinde seni gözyaşlarına boğabilecek, hadi boğmadı diyelim, gözlerini dolduracak kadar dokunaklı ve içten bir oyun bu. MFÖ referanslı başlığımız da sebepsiz değil; aslına bakarsan yazının genelinde müzik referansları vermeye de devam edeceğiz zira karşımızdaki yapım, şu yersiz “Oyunlar sanat mıdır, sanat değil midir?” tartışmalarını belki de sonsuza dek sonlandıracak kalibrede içerikleri üzerimize boca ediyor ve bizi tam manasıyla sanata doyuruyor.

Her şeyden önce oyunun adıyla başlayalım zira oyunun adını açıkladığımız zaman yapımın hikâyesine dair bazı şeyleri öğrenmiş olacaksın ama peşinen söyleyelim; spoiler yememen için detaylara çok girmeyeceğiz, hatta oyunun Steam sayfasındakiler kadar bile açıklama yapmayı düşünmüyoruz çünkü oyundaki şokları/sürprizleri, kendin yaşaman ve ilk elden deneyimlemen çok değerli ve önemli.

“Clair Obscur”, Fransızcada “aydınlık-karanlık” veya “ışık-gölge” gibi anlamlara geliyor. Şayet sanatla biraz haşır neşirsen bu terim sana, İtalyanca kökenli “Chiaroscuro” tekniğini anımsatmış olabilir. Caravaggio ve Rembrandt gibi Rönesans ve Barok dönem ressamlarının tablolarına dramatik bir derinlik katmak, figürleri ön plana çıkarmak için kullandıkları güçlü ışık ve gölge kontrastları tekniği bu. Oyun, zıtlıklar üzerine bina edilen tekniği alıyor, hem hikâye anlatımında hem de görsel/stilistik anlatıda kullanıyor. Detaylarına az sonra değineceğiz zaten. Oyunun adındaki ikinci kısım Expedition 33/Sefer 33, hikâyenin dramatik ve açıkçası acımasız gerçeğini gösteriyor. Spoiler olmaması için bunun neden “Sefer 33” olduğundan bahsetmeyeceğiz. Ama seni temin ederiz ki yapım, hem bulut oyun hem de en iyi hikâyeli oyunlar PC listelerinde zirveye oynayacak cinsten.

JRPG’ler, İşinize Bakın Kardeşim! Sahnede Artık Expedition 33 Var!

Evet, evet farkındayız, bu, biraz iddialı bir başlık oldu fakat amacımız yılların JRPG (Japon Rol Yapma Oyunu) devlerini bir kalemde silmek değil elbette. Ne var ki Sandfall Interactive’in ilk oyunu Clair Obscur: Expedition 33, türe öyle taze, öyle kendine has bir soluk getiriyor ki sahne ışıklarının bir süreliğine onun üzerine çevrilmesini hak ediyor. Zira oyun, daha ilk dakikalarından itibaren seni sadece görsel bir şölenle değil, iliklerine kadar işleyen bir atmosferle karşılıyor ve çok geçmeden avucunun içine almayı başarıyor. Bunu yaparken de JRPG’lerin de sıklıkla yaptığı gibi müzikten bol bol yararlanıyor. Oyunda yönettiğimiz ana karakter Gustave ve sevimli Maelle’in konuşmaları öncesinde başlayan ve bizi, Paris’in geçirdiği dönüşümle yüz yüze bırakan sahnelerde arka planda çalan neşeli ve umutvar parça, bize Hayko Cepkin’in “Melekler” şarkısını ve Silent Hill 2’nin muhteşem “Promise” parçasının akustik versiyonunu melodik açıdan epey anımsattı. Her iki parçayı da biliyorsan, bize hak vereceksin. Bir yandan arka planda küçük evrimler geçirerek çalan parça, Fransız La Belle Époque estetiğinin, oyunun kendine has dünyasındaki fantastik unsurlar ve geçmiş seferlerin bıraktığı yıkımın izleriyle yarattığı keskin kontrastla birleştiğini görüyorsun. Bir yanda zarif mimari, süslü karakter tasarımları, diğer yandaysa tekinsiz yaratıklar, harap olmuş bölgeler... Bu görsel ve tematik zenginlik, besteci Lorien Testard’ın az önce bahsettiğimiz harikulade müzikleriyle birleşince, ortaya gerçekten de kolay kolay unutulmayacak, âdeta yaşayan bir tablo çıkıyor. Tablo demişken; oyunun başlarında “tablonuzu” yaptırmayı ihmal etme.

Peki, bu kadar sanat, bu kadar atmosfer dedik, ellerimiz kontrolcüye ya da klavye-fare ikilisine gittiğinde ne oluyor? Etrafta gezip manzaraya mı bakıyoruz? Elbette hayır. Clair Obscur: Expedition 33, özünde bir rol yapma oyunu ve savaş mekanikleriyle de JRPG’lere kafa tutmaya hazırlanıyor. Ama hemen “Off, yine mi sıra tabanlı? Kart oyunu gibi oyun mu oynayacağım?” diye düşünme. Evet, temelinde sıra tabanlı bir yapı var; Persona 5 ve Final Fantasy X gibi oyunlardan aşina olduğumuz, kimin ne zaman hareket edeceğini gösteren bir aksiyon sırası ekranın kenarında akıp gidiyor. Ama işin güzelliği burada başlıyor zira Expedition 33, bu klasik formülü alıp üzerine bolca gerçek zamanlı aksiyon ve reaktif mekanik eklemiş. Yani “Sıramı bekleyeyim, saldırımı seçeyim, arkama yaslanayım…” devri bitti. Neredeyse her saldırıdan kaçınma (dodge) ya da zamanlamayı tutturursan savuşturma (parry) şansın var. Doğru zamanda yapacağın bir savuşturma, hasar almanı engellemekle kalmıyor, ekranı yavaşlatan sinematik bir karşı saldırı yapmanı sağlayarak düşmanı afallatıyor. Özellikle zorlu boss savaşlarında bu savunma mekaniklerini öğrenmen ve düşmanın saldırı ritmini çözmen, oyunda ilerleme kaydetmen açısından hayati önem taşıyor. Kendi saldırılarımızı yaparken de durum farklı değil; çoğu özel yetenek, ekranda beliren hızlı zaman olaylarını (QTE) başarıyla tamamlamana bağlı olarak daha güçlü hâle geliyor.

Sefer Çantası: Yetenekler, Tılsımlar ve Harita Okuma

Rol yapma oyunlarının olmazsa olmazı karakter gelişimi konusunda Expedition 33, klasik ama işleyen bir formülle geliyor. Oyunda savaştıkça tecrübe puanları kazanıyor, seviye atlıyor ve bu puanlarla karakterlerimizin temel istatistiklerini (sağlık, saldırı gücü, hız vb.) artırıyoruz. Tabii bir de her karakterin kendine özgü yetenek ağaçları var. Bu ağaçlarda ilerleyerek yeni saldırılar, savunma manevraları veya pasif güçlendirmeler açabiliyoruz. Bahse konu kısım, sana tanıdık gelecektir; hangi yeteneklere öncelik vereceğin, karakterini nasıl bir savaşçıya dönüştüreceğin tamamen sana kalmış. Buraya kadar her şey bilindik sularda seyrediyor belki fakat asıl olay Pictos ve Lumina sisteminde. Oyun dünyasına serpiştirilmiş gizemli tılsımlar (Pictos), karakterlerimize taktığımızda çeşitli pasif yetenekler kazandırıyor. İşin güzel yanı, Pictos’ları kullandıkça Lumina ile kalıcı hâle getirebiliyor, karakterler arasında bile paylaştırabiliyoruz. Bu durum oyuna öyle derin bir stratejik katman ekliyor ki, “Acaba şu karakterime kritik vuruş şansını mı artırsam yoksa element direncini mi coştursam?” diye düşünürken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Bu detaylı özelleştirme, oyuna ciddi bir game premium hissi katıyor doğrusu.

Savaş sekanslarının seyrini doğrudan etkileyen değerli Pictos’ları, yeni silahları veya geçmiş seferlerin hüzünlü anılarını taşıyan günlükleri bulmak içinse gözümüzü dört açıp etrafı kolaçan etmemiz gerekiyor. Clair Obscur: Expedition 33, seni devasa, boş bir haritaya salan açık dünya oyunları PC yapımlarından biraz farklı. Daha çok, eski dost JRPG’leri andıran bir dünya haritası üzerinden ilerliyor, buradan farklı bölgelere adım atıyoruz. Bu bölgeler kendi içlerinde keşfedilmeyi bekleyen sırlarla dolup taşıyor. Ana yoldan ayrılıp girdiğin bir yan patika, seni nefes kesici bir manzaraya, zorlu bir mini-boss’a veya hikâyenin karanlık noktalarını aydınlatan bir ipucuna götürebilir. Mesela oyunun ilk saatlerinde beyaza boyanmış iri kıyım bir arkadaş var; pek konuşkan da sayılmaz hatta onu konuşturmak için kendisine “bir şeyler” getirmen gerekiyor. Ama konuyu merak etmezsen bunu yapmak zorunda da değilsin; yaparsan tabii ki hikâyeye dair yeni şeyler öğrenmen mümkün. Ha unutmadan, “Oyunda harita yok kardeşim, yolumu bulamıyorum…” diyenleri görüyoruz ve gülümsüyoruz çünkü oyunda bir harita var. Ama vakti-saati geldiğinde kullanılabiliyor. Kısacası, meraklı kâşifler için bu dünya, kesinlikle oynanması gereken oyunlar arasında yer alacak kadar zengin ve davetkâr. Elbette farklı oyun dünyaları ve keşifler hakkında daha fazla yazı okumak istersen, içeriği her geçen gün zenginleşen Gameplus blog sayfamızı kurcalamanı öneririz.

30 Kişilik Çekirdek Kadro ve 5 Yıllık Emek: Başyapıt

Oynadığın oyunların yalnızca grafikleri ve mekanikleriyle değil de sana yaşattığı duygularla ve sende bıraktığı izler sayesinde zihninde ve belki gönlünde yer ettiğini biliyorsundur. Şimdiye kadar ne kadar ifade edebildik bilmiyoruz ama Clair Obscur: Expedition 33 de böylesi yapımlardan biri. Oyunda yöneteceğin karakterlerin beklenmedik ve şok edici olaylar karşısında verdikleri insani tepkiler, birbirleri arasındaki kimya, yaşadıkları ikilemler, o kadar sahici, o kadar bizden ki kendini onların mücadelesine kaptırmaman neredeyse imkânsız. Oyun mekaniklerinin bir parçası olan kamp ateşinin etrafında dökülen içler, zor anlarda birbirlerine verdikleri destek ve daha nicesi, karakterleri daha bir gerçekçi kılıyor. Tabii bu duygusal derinliğin mimarlarından biri şüphesiz, yıldızlarla dolu seslendirme kadrosu. Charlie Cox, Ben Starr, Jennifer English gibi isimler, performanslarıyla karakterlerin her zerresine hayat üflüyor; seslerindeki en ufak bir titreşim bile o anki ruh hâlini sana geçirmeyi başarıyor. Pek çok AAA stüdyosunun bile başaramadığı incelikli yüz animasyonları (karakterlerin anlamlı ve konuşmadan binlerce kelime ifade edebilen mimikleri, bakışları, göz yaşları yok mu?) duyguların ekrana yansımasında önemli bir rol oynuyor.

Görsel ve duygusal açıdan zengin bu devasa dünya, belki inanmayacaksın ama sadece 30 kişilik bir çekirdek ekip tarafından, beş yıllık bir emekle yaratılmış. Sandfall Interactive’deki ekip, ilk etapta Unreal Engine 4 ile başladıkları projelerini Unreal Engine 5’e taşımışlar ve motorun sunduğu hazır varlıkları/asset’leri kendi sanatsal vizyonlarına uyacak şekilde yeniden işleyerek “AAA kalitesinde” görünen deneyimi ortaya çıkarmışlar. Oyunun temelindeki “başarısız seferler ve sonrakilere bırakılan miras” konseptiyse pek bilinmeyen ama Fransa’da kült statüsüne ulaşmış La Horde du Contrevent (Karşı-Rüzgâr Sürüsü) adlı bir Fransız romanından ilham alıyor. Oyunun muhteşem müziklerinin bestecisi Lorien Testard’ın, stüdyo tarafından bir internet forumunda keşfedildiği gibi ilginç bilgilerimiz de var.

Konu herhangi bir oyunun geliştirilmesine vesile olan Unreal Engine 5’e gelince pek çok oyuncunun suratı asılıyor ve hatta “Ben bu oyunu oynamasam, daha iyi olur.” bile diyebiliyor. Bunun temel sebebi, Unreal Engine 5 ile geliştirilen oyunların, bilgisayar donanımlarını epey zorlaması. Ama “Cloud gaming nedir?” sorusunun yanıtını bilen ve daha önce GeForce NOW Powered by Game+ ile tanışanlar için donanım hiç mi hiç sorun değil. GeForce NOW paketleri arasında yer alan Ultimate ile birlikte gelen GeForce RTX 4080 sınıfı ekran kartı sayesinde Clair Obscur: Expedition 33’ü akıcı bir şekilde oynayabilirsin. Hatta dilersen oyunun grafik seçenekleri içinden DLSS gibi ölçeklendirme modlarını da etkinleştirerek oyunun akıcılığını zirveye taşıyabilirsin. Bize sorarsan GFN paketleri arasından seçimini bir an önce yap çünkü Ressam Kadın yeni bir sayı çizmek için harekete geçmek üzere.