Geçmişten Günümüze The Witcher Serisi
Yaratıklarla savaşıyor, insanların hayatlarını kurtarıyorsun ama herkes senden korkuyor. Bu hikaye tanıdık geldi mi? Evet, bugün The Witcher serisinden bahsedeceğiz. Derin karakterleri ve akıcı hikayesiyle The Witcher, RPG evreninin en bilinen oyun serileri arasında yer alıyor. Peki, The Witcher neden bu kadar seviliyor? Gel serinin oyunlarına ve diğer yapımlarına yakından bakalım ve cevabı bulmaya çalışalım!
The Witcher 1: Witcher’ın Doğuşu ve Erken Yıllar
The Witcher serisi, Andrzej Sapkowski tarafından 1990 yılında Polonya yazılmış The Witcher ya da orijinal ismiyle Wiedźmin ile başlıyor. 2007 yılında İngilizce’ye çevrilen The Last Wish ile de dünyaya yayılıyor. Aynı yıl PC için The Witcher 1 ortaya çıkıyor. Hikayesi de başta oldukça basit. Hikayenin ana karakteri Geralt, Witcher ismi verilen, mutasyona uğramış bir efsunger ve paralı asker. Oyuncular da Geralt’ın hikayesini oynuyor.
The Witcher 1, hafızasını kaybetmiş bir savaşçı olan Geralt’ın diğer Witcherlar tarafından bulunmasıyla başlıyor. Daha kendisine zar zor gelmiş olan Geralt, bir grup adamın Witcherların eğitim aldığı akademiye saldırmasıyla dövüş mekaniklerini hatırlamak zorunda kalıyor. Grubu alt etmiş olsa da Witcherların güçlerini kazanmak için kullandığı mutajenlerin çalınmasıyla asıl hikaye başlıyor.
The Witcher 1: Enchanced Edition, oyuncularına gergin bir politik dünya ve bolca savaş sunuyor. Daha oyunun ilk dakikalarında insanlar ve insan olmayanlar arasında gerilim net bir şekilde görülebiliyor. Grafikleri günümüzdeki oyunlara nazaran pek iç açıcı olmasa da 2022 yılında yapılmaya başlandığı duyurulan The Witcher Remake bu sorunu çözebilir gibi görünüyor. Henüz resmi bir çıkış tarihi açıklanmasa da oyuncular 2026 gibi The Witcher Remake’in çıkacağını varsayıyor.
The Witcher 2: Serinin Yükselişi
The Witcher 2: Kralların Katili, eleştirmenler tarafından övgüye boğulan bir oyundu. Hikaye anlatımında paralel yaklaşımdan uzaklaşılmış, oyuncuyu her sahnede meraklandırmayı başarmıştı. The Witcher 2’nin açılışı The Witcher 1’in son sahnesinin devamını göstermişti. Geralt’ın kurtardığı kral yaşasa da başka bir kralın başarılı bir şekilde suikaste uğradığını ve bunu yapanın yine bir Witcher olduğunu görülmüştü.
Metacritic’te 88 puan alan The Witcher 2, grafik motorunun tamamen yenilenmesi sayesinde çok daha akıcı dövüş mekaniklerine sahipti. Sinematik sahneleriyle oyunu modern bir düzeye çıkarmayı başarmıştı. Hikayeyi yaşarken karakterlerin de evrimleştiği, çok daha derin düşünceleri olduğu görülmüştü.
Bir RPG oyununa yakışır şekilde kararların dünyaya olan etkisi daha çok hissedilmeye başlanmıştı. Geralt’ın verdiği kararların dünyayı doğrudan etkilemesi sayesinde kendi ahlaki seçimleriyle yüzleşmiş ve politik entrikaların anlatıya dahil edilmesiyle The Witcher, sıradan bir fantastik hikaye olmaktan çıkmıştı.
The Witcher 2’nin akıcı anlatımını, değindiği derin konuları yakından izlemek, bu dünyanın bir parçası olmak için Geforce Now Üyelik seçenekelri arasından sana uygun olanı seç ve bu maceraya hemen dahil ol!
The Witcher 3: Wild Hunt ile Zirveye Yolculuk
The Witcher 3: Wild Hunt, serinin devamlılığı açısından en önemli oyunlardan biriydi demek yanlış olmaz. The Witcher 2: Kralların Katili oyununda yaptığın her şeyi, tüm kayıt dosyanı The Witcher 3’e aktarabilirsin. Böylece değiştirdiğin dünyada oyuna kaldığın yerden devam edebilirsin.
The Witcher 3, zengin yan hikayeleri ve rol yapma unsurlarıyla bir RPG oyunundan beklenen her şeyi sağlıyor. Oyunun sana savaş mekaniklerini öğrettiği sahnede hasar aldığında, “Geralt, oyun oynama.” denmesi bile Geralt’ın ne kadar geliştiğinin bir göstergesi aslında. Metacritic’te 92 puan alması, The Witcher 3: Wild Hunt’ın bulunduğu kategorideki pozisyonunu kanıtlar niteliğinde.
Hikayeye Geralt’ın hayalini kurduğu hayatı görerek başlıyorsun. Yennefer ile güzel bir gece geçirmiş, Ciri’yi eğitmeye gidiyor. Sonrasında “Yennefer buraya hiç gelmedi bile.” demesi Geralt’ın kafasının ne kadar karman çorman olduğunu açıkça gösteriyor. Yennefer’i bulmak için yola çıkıyor. Elbette aksiyon ve bela Geralt’ın peşini asla bırakmıyor.
Yılın en iyi rol yapma oyunu ödülünü alan The Witcher 3: Wild Hunt, sana açık dünya deneyimini de sunuyor. Hikayeyi takip etmeden önce etrafta özgürce gezebilirsin. Hikayeyi takip edersen de yakın zaman Yennefer ile karşılaşacaksın. The Witcher ve Yennefer ilişkisinin dinamiğini en iyi kavrayacağın sahnelerden biri de bu oluyor. Ardından Witcher Ciri’nin geri döndüğünü öğreniyor ve bu sefer de Ciri’nin peşine düşüyor.
Witcher 3’de Shani, Joachim von Gratz tarafından bahsedilse de ortaya çıkmıyor. Unutulmaz yan karakterlerden biri olan Shani Witcher 1’den beri sadece Hearts of Stone ek paketinde görülüyor. Geforce Now oyunları arasında yer alan Witcher 3: Wild Hunt’ı %100 tamamlamak için 174 saat harcadıktan sonra yeni karakterler ve canavarlarla dolu Hearts of Stone’a da bir göz atmak isteyebilirsin.
The Witcher Evreninin Genişlemesi: Dizi ve Yeni Projeler
The Witcher serisinin oyun ve kitaptan sonra dizisinin de yapılması, evrenin popülerliğini hatrı sayılır düzeyde artırdı. The Witcher Blood Origin, The Witcher evreninin daha önce oyunlarda anlatılmayan bir tarihine kapı açtı. İzleyicileri Geralt’ın hikayesinin başlangıcının binlerce yıl öncesine götürdü. Elflerin, insanların ve dünyanın nasıl şekillendiğini anlattı. The Witcher serisine mitolojik bir katman ekledi.
The Witcher dizisi ise Geralt’ın hikayesini anlattı. Kitaptan ve oyunlardan pek çok sahneyi bu dizide de görmek mümkün. Karışık anlatımıyla kimi zaman izleyicileri zorlasa da The Witcher evrenini dünyaya tanıtmak açısından oldukça etkili bir yapımdı. The Witcher dizisi oyunların RPG faktörüne sahip olmadığı için tek yönlü bir hikaye anlattı. Buna karşın Rivyalı Geralt, Vengerbergli Yennefer, Cintralı Ciri’nin hikayesine yeni bir boyut kazandırdı.
The Witcher evrenini genişletmek için CD Projekt tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor. Şu anda CD Projekt’in 5 projede üzerinde çalıştığı söyleniyor. Bunlardan ilki henüz çıkış tarihi belli olmasa da Witcher 4. Diğerinin ise Witcher 1 Remake’in olduğu konuşuluyor. CD Projekt’in, The Witcher: Project Sirius isimli bir projenin üzerinde çalışmaya hazırlandığı söyleniyor.
Witcher Dünyasının Bitmeyen Cazibesi
The Witcher serisi bir kitap olarak insanların karşısına çıkmış ve bünyesinde pek çok oyunu bulundurmayı başarmış bir seriydi. Öyle ki dizisi bile 76 milyon izlenme almıştı. The Witcher, büyü dolu dünyası, derin karakterleri ve karmaşık anlatımıyla oyuncu olmayanların bile ilgisini çekmiş bir yapımdı.
İlk oyunundan dizisine kadar pek çok karakter arasından en sevdiğin hangisiydi? Hayatını değiştirmek için onca acıya katlanan Yennefer mi, Cintra’yı canı pahasına koruyan Kraliçe Calanthe mi yoksa hikayenin ana kahramanı, soğuk ama ilgili Rivyalı Geralt mı? Ya da hikayenin gidişatını etkileyen diğer karakterlerden biri mi?
90’lı yıllardan beri adını duyurmayı başarmış Witcher serisiyle ilgili sen düşünüyorsun? Canavarları keserken, büyü yaparken ve bu özel dünyaya ait insanlarla konuşurken neler hissettin? Geralt hayallerinde boğulurken onu kurtarmak mı istedin yoksa kaderine mi bırakmak istedin? Seriyle ilgili tüm düşüncelerini Game+ topluluğunda özgürce dile getirebilirsin. Tüm komplo teorilerini, oyunlarda en sevdiğin ve sevmediğin mekanikleri ya da dünyada anlamadığın her şeyi paylaşabilir ve bu serinin tadını doyasıya çıkarabilirsin!
