Assassin's Creed Shadows başlığıyla sunulan görselde, kırmızı bir arka plan üzerinde bir samuray savaşçısı ve bir suikastçı yer alıyor. Arka planda Japon mimarisi ve ikonik Assassin's Creed logosu görülüyor; karanlık ve epik bir atmosfer vurgulanıyor.
GAME+ PLATFORM - Nisan 05, 2025

Samuray mı, Shinobi mi? Assassin's Creed Shadows ile Japonya Macerası Başlasın!

Tarihle aranız nasıl? Evet, evet, okul sıralarında karşılaştığımız o derslerden bahsediyoruz. Muhtemelen tarih dersi pek çoğumuzun “en sevdiğim ders” listesinin zirvesinde yer almıyordu, değil mi? Sayfalar arasındaki tarihler, isimler, olaylar bazen akılda kalması zor, hatta biraz yorucu olabiliyordu. Tabii İlber Ortaylı veya Emrah Safa Gürkan gibi isimlerin o büyüleyici anlatımıyla tarihle tanışma şansınız olmadıysa bu biraz daha da geçerli olabilir. Neyse ki oyun dünyası imdadımıza yetişti ve bir bakıma “Tarihi neden sadece okuyasınız ki? Gelin, onu bizzat yaşayın!” dedi. Ve kabul edelim ki, bu “tarihi bizzat yaşatma” işini en akılda kalıcı ve sürükleyici şekilde yapan serilerden biri kesinlikle Ubisoft imzalı Assassin’s Creed oldu. Tarihi, tozlu sayfalardan çıkarıp nefes kesen manzaralara, aksiyon dolu anlara ve unutulmaz karakterlere dönüştürdü. Yıllardır beklediğimiz o an ise sonunda geldi çattı. Seri, bizi bu defa, Assassin’s Creed Shadows ile katanaların gölgesindeki gizemli ve etkileyici feodal Japonya’ya götürüyor. Yazımızdaki yolculuğumuz, oyundaki kadar olmasa da biraz uzun sürecek. Favori atıştırmalıklarınızı kapın; 2025 çıkacak oyunlar arasında popülaritesi ile başı çeken AC Shadows yazımızı okumaya başlayabilirsiniz.

Zaman Makinesi Çalışıyor, Yüzyıllar Arası Suikastçılık Serüveni Sürüyor

Geçmişe yolculuk yapmamızı sağlayan bir zaman makinesi harika olmaz mıydı? Şimdilik bu pek mümkün görünmese de sanal dünyada bu deneyime en yakın şeyi bize sunan bir seri var: Assassin’s Creed! Âdeta parmaklarımızın ucundaki bir zaman makinesi gibi olan serinin kalbindeki Animus teknolojisi sayesinde sadece tarihi okumakla kalmıyor, dijital tarafta o dönemin içine de ışınlanıyoruz. Bir an Rönesans İtalya’sında çatılarda koşarken başka bir an Antik Mısır’ın gizemli piramitlerini keşfedebiliyoruz. Serinin her oyunu, bizi tarihin farklı bir sayfasına götürerek o dönemin atmosferini, mimarisini ve yaşamını birinci elden deneyimleme fırsatı sunuyor. Bu noktada özellikle değinmeden geçemeyeceğiz; Assassin’s Creed: Revelations ile yaşlı Ezio olarak adım attığımız 16. yüzyıl İstanbul’unun, dar sokakları, Galata Kulesi ve Ayasofya’nın heybetiyle unutulmaz bir deneyimdi. Hatta oyun sırasında genç Şehzade Süleyman (evet, bildiğimiz Kanuni Sultan Süleyman) ile aynı ortamda bulunmamız, onunla diyalog kurmamız, sanal bir dünyada bile olsa hem çok garip hem de inanılmaz gurur verici bir histi. İşte Assassin’s Creed’i bu kadar özel kılan şeylerden biri de bu: Oyuncuyu, tarihî figürlerle, gerçek mekânlarda, aksiyon ve gizem dolu bir maceranın parçası hâline getirmesi. Peki, Japonya maceramız da benzer şekilde tarihî figürlerle, gerçek mekânlarda mı geçiyor?

Nihayet Japonya! Shadows’un Büyüleyici Dünyasına Hoş Geldiniz!

Ve az önce sorduğumuz soruya yanıtımız, kocaman bir evet! Assassin’s Creed Shadows, bizi, tarihin en ilgi çekici dönemlerinden birine, 16. yüzyıl Sengoku Japonya’sına götürüyor ve bunu inanılmaz bir görsel ihtişamla yapıyor. Oyunun dünyasına adım attığınız an, kendinizi canlı bir tarih kitabının veya Akira Kurosawa’nın göz alıcı bir samuray filminin içinde buluyorsunuz âdeta. Ubisoft Quebec’teki sanatçıların, bu oyun özelinde tam anlamıyla döktürdüklerini söyleyebiliriz. Karlı dağların eteklerinden tapınakları çevreleyen bambu ormanlarına, hareketli şehir merkezlerinden sakin kırsal kasabalara kadar her bir köşe özenle tasarlanmış. Manzaralar o kadar etkileyici ki bazen sadece durup etrafı seyretmek, o atmosferi içinize çekmek isteyeceksiniz.

Assassin’s Creed Shadows’un büyüleyici dünyasını daha da canlı kılan şey ise şüphesiz dinamik hava koşulları ve mevsim döngüsü. Oyun esnasında aniden bastıran bir fırtınanın ortasında kalabilir, rüzgârın, ağaçları ve hatta karakterinizin giysilerini savuruşunu izleyebilir ya da mevsim değiştikçe aynı manzaranın nasıl bambaşka renklere büründüğüne şahitlik edebilirsiniz. Kışın bembeyaz bir örtüyle kaplanan doğa, ilkbaharda kiraz çiçekleriyle yeniden doğuyor ve bütün bu değişimler, oyuna görsel bir zenginlik katmakla kalmayıp yapımın atmosferini daima taze tutuyor, keşfetme isteğinizi de kamçılıyor. Kısacası Shadows, tekdüze bir oyun haritası değil de içinde kaybolmak isteyeceğiniz, yaşayan, nefes alan bir dünya sunuyor. Oyuna adım attığınızda, neden yapımı anlatmaya çevre detaylarından bahsederek başladığımızı anlayacağınıza eminiz.

İki Yol Var Demiştin, Hangisini Seçeyim: Yasuke ve Naoe

Assassin’s Creed Shadows, serinin 18 yıllık tarihinde oyuncuya sunduğu en ilgi çekici yeniliklerden biriyle karşılıyor bizi: iki farklı ana karakterle oynama imkânı. Tıpkı Mavi Sakal’ın “İki Yol” şarkısındaki gibi bir yol ayrımına geliyoruz ve oyun, bize, “Gücün ve onurun temsilcisi efsanevi samuray Yasuke’nin yolunu mu seçeceksin, yoksa gölgelerin ve gizliliğin ustası çevik shinobi Naoe’nin yolunu mu? diye soruyor.

Yapımın çıkışı öncesi birtakım tartışmaların odak noktası olan siyahi samuray Yasuke, oyuna adım attığımız anda gücüyle bizi etkileyen bir karakter. Yazının ilerleyen kısımlarında detaylarına değineceğimiz üzere tarihî kayıtlarda da adı geçen, Oda Nobunaga’nın hizmetine giren heybetli savaşçı, tam bir savaş makinesi. Ağır zırhları, devasa katanası veya ezici kanabo topuzuyla düşman hatlarını yarmak, kapıları -gerçekten- kırıp geçmek onun işi. Eğer Assassin’s Creed oyunlarında çatışmaya doğrudan girmekten, gücünüzü düşmanlara hissettirmekten hoşlanıyorsanız, Yasuke’yle oynamak emin olun size büyük keyif verecek.

Diğer yolda ise Naoe bizi bekliyor. Oyunun başlarında Yasuke ile biraz zaman geçirdikten sonra onun hikâyesine dönene kadar kontrolümüzde olan Naoe, serinin köklerine sadık kalan, gizliliği ve çevikliği ön plana çıkaran bir shinobi. Çatılardan bir gölge gibi süzülüyor, düşmanlarına fark edilmeden yaklaşıyor ve ikonik Hidden Blade’i ustalıkla kullanıyor. Geliştirilmiş gizlilik mekanikleri sayesinde Naoe ile oynamak, tam bir suikastçı deneyimi yaşatıyor ki bu deneyimi bayağı özlediğimizi de ekleyelim. Karakteri kontrol ettiğiniz anlarda ortamdaki ışık kaynaklarını söndürüp karanlıktan yararlanmanız, duvarların arkasındaki düşmanları sezmek için serinin ilk oyunlarında olduğu formuyla Kartal Sezgisi’ni kullanmanız ve çatılara hızla tırmanmasını sağlayan kancası (grappling hook) ile stratejik avantajlar elde etmeniz gayet mümkün. Şayet sabırlıysanız, plan yapmayı seviyorsanız ve düşmanlarınızı hiç beklemedikleri anda alt etmek istiyorsanız, Naoe sizin tercihiniz olacak.

Açık konuşmamız gerekirse Shadows’un güzelliği de burada ortaya çıkıyor, zira oyun, bu iki yolu da seçme özgürlüğünü size veriyor. Oyunun büyük bölümünde istediğiniz karakterle oynayabilir, hatta görev içinde bile tarzınıza göre karakter değiştirebilirsiniz. Bir an Yasuke ile ortalığı kasıp kavururken bir sonraki an Naoe ile sessiz ve derinden ilerleyebilirsiniz. Bu esneklik, oyuna hem çeşitlilik katıyor hem de farklı oyun tarzlarına sahip oyuncuların kendilerine uygun bir yol bulmasını sağlıyor. Laf aramızda, bazı görevlerin çetinliği gereği tek bir karaktere odaklanarak oynamanız da biraz güç. Yani eninde sonunda bir karakter değişikliğine gitmeniz gerekiyor.

Yasuke Gerçek miydi? Tarihî Bir Parantez

Oyundaki etkileyici samurayımız Yasuke’den bahsetmişken hakkında çok konuşulan bir konuya da açıklık getirelim istedik: Yasuke kurgu bir karakter mi, yoksa gerçekten yaşadı mı? Evet, Yasuke, 16. yüzyıl Sengoku Japonya’sında yaşamış, gerçek bir tarihî figür ve Ubisoft’un hayal gücünün bir ürünü değil.

Tarihî kayıtlar, Yasuke’nin 1579 civarında İtalyan Cizvit misyoner Alessandro Valignano’nun hizmetinde Japonya’ya gelen Afrika kökenli bir adam olduğunu doğruluyor. Dönemin en güçlü liderlerinden Oda Nobunaga, Yasuke’nin varlığını duyunca onunla tanışmak istemiş ve hatta ilk gördüğünde ten renginin doğal olduğuna inanmakta zorlanmış. Nobunaga, Yasuke’den o kadar etkilenmiş ki onu Cizvitlerden kendi hizmetine almış ve ona “Yasuke” ismini vermiş.

Peki, Yasuke samuray mıydı? Burada “samuray” kelimesinin tanımı devreye giriyor. Kesin olarak bildiğimiz şey şu: Nobunaga, Yasuke’ye, o dönemde büyük bir ayrıcalık olan konut, düzenli gelir (maaş) ve en önemlisi, savaşçı olmanın sembolü olan kılıç (katana) bahşetmiş. Ayrıca onu, silah taşıyıcısı yapmış ve savaşlara yanında götürmüş. Saydığımız tüm bu ayrıcalıklar, birçok tarihçiye göre Yasuke’nin Nobunaga tarafından bir savaşçı, fiilen bir samuray olarak kabul gördüğünü ve ona büyük değer verildiğini gösteriyor. Sözün özü evet, Yasuke gerçekten yaşadı ve Nobunaga’nın hizmetinde önemli bir yer edindi. Assassin’s Creed Shadows da bu ilginç ve gerçek tarihî figürü alıp kendi etkileyici hikâyesinin merkezine koyuyor.

Gölgeler ve Kılıçlar: Assassin’s Creed Shadows’un Oynanış Tarafındaki Yenilikleri

Neredeyse 20 yıllık bir deneyimin/serinin en olgun meyvesi olarak nitelendirebileceğimiz Assassin’s Creed Shadows, atmosferi ve karakterleriyle olduğu kadar rafine oynanış mekanikleriyle de dikkat çekiyor. Özellikle serinin eski oyunlarındaki saf gizlilik hissini özlediyseniz, Shadows size ilaç gibi gelecek. Gizlilik, Naoe ile oynarken hiç olmadığı kadar derin ve tatmin edici bir boyuta ulaşıyor. Serinin önceki oyunlarında olduğu gibi artık sadece çalılara saklanmakla kalmıyor, yerde sürünebiliyor, ortamdaki ışık kaynaklarını söndürerek karanlığı stratejik bir avantaja çevirebiliyor ve kanca aracılığıyla çatılara ve yüksek noktalara bir çırpıda erişebiliyorsunuz. Tabii Naoe, shinobi sıfatının (shinobi, Japonca, gizlenen/saklanan kişi manasına geliyor) hakkını sonuna kadar verse de oyunda birtakım aksaklıklar neticesinde görevlerde başarısız olabilirsiniz. Burada oyunun belki de en güzel yeniliklerden birinden söz etmemiz gerekiyor; görev ortasında yakalandığınızda, tüm ilerlemenizin sıfırlanmaması. Oyun, sizi, genellikle son güvenli noktadan başlatıyor ve bu, gizlilik unsurlarından kopmadan görevi tekrar tekrar denemek için harika bir motivasyon sağlıyor.

Aksiyon anları geldiğindeyse Shadows, özellikle Yasuke’yle gücü sonuna kadar hissettiren, akıcı bir dövüş sistemiyle öne çıkıyor. Kılıçların çarpışma sesi, düşman zırhlarının parçalanma anları ve özel yeteneklerin görsel şöleni oldukça tatmin edici. Karşılaşmalarda sadece saldırmak yetmiyor; doğru zamanda yapılan savuşturmalar (parry) ve yerinde kaçınma hareketleri, en zorlu düşmanların bile gardını düşürmenin anahtarı hâline geliyor. Farklı silah türleri ve her birine özel yetenek ağaçları sayesinde kendi dövüş tarzınızı yaratma özgürlüğüne sahipsiniz. Önceki AC oyunlarına kıyasla daha dinamik ve incelik gerektiren dövüşler, her karşılaşmayı heyecanlı kılıyor.

Elbette bir Assassin’s Creed oyunu, keşifsiz olmaz. Shadows’un devasa Sengoku Japonya’sı haritası, keşfedilmeyi bekleyen sırlarla dolu ve bunu yaparken sizi, yatağa uyumak üzere uzanıp gözlerinizi kapattığınızda gözlerinizin önünden ayrılmayan ikon bombardımanlarına tutmuyor. Yapım, daha çok çevresel ipuçları ve sezgilerinizle sizi yönlendirerek keşfi daha organik ve ödüllendirici bir tecrübeye dönüştürüyor. Kısacası bir tepeye tırmanıp ufku taramanız, uzaktaki bir pagodanın gizemini çözmek için yola koyulmanız ya da hareketli bir pazar yerinin ara sokaklarında kaybolmanız, yaşayan dünyanın keyfini çıkarmanız için yapabileceklerinizden yalnızca birkaçı. Bütün bunlara dinamik hava koşulları ve mevsim döngüsünü de eklediğimizde, daha önce geçtiğiniz yerlerin bile yeniden keşfetmeye değer hâle geldiğini belirtmek isteriz.

Ana görevlerin ve keşfin yanı sıra oyun, daha sakin anları da beraberinde getiriyor. Kendi karargâhınızı kurup zamanla geliştirebilir, burayı tamamen kendi zevkinize göre dekore edebilir ve maceralarınız sırasında size katılan yoldaşlarınızla etkileşime geçebilirsiniz. Bu üs, hem nefes almak hem de Japonya’daki görevinize hazırlanmak için size, kişisel bir alan yaratıyor. Shadows’un, serinin sevilen oynanış elementlerini alıp Japonya temasına uygun yenilikler ve iyileştirmelerle bu elementleri daha da ileri taşıyarak keyifli ve çeşitlilik sunan bir macera vadettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bir Motorda Bin Detay Var. Shadows’un Kalbinde, Yenilenen Anvil Var

Buraya kadar içeriği hakkında konuştuğumuz ve açıkçası bir o kadar daha konuşabileceğimiz Assassin’s Creed Shadows, yalnızca epik Japonya atmosferiyle değil, kaputunun altındaki teknolojiyle de seride yeni bir sayfa açıyor. Ubisoft’un meşhur Anvil oyun motoru, belki de Assassin’s Creed Unity’den bu yana en büyük ve en etkileyici geliştirmelerden bazılarını bu oyunla sunuyor. Peki, bu ne anlama geliyor? En kısa ifadeyle bugüne kadarki en iyi görünen Assassin’s Creed oyununa baktığımız anlamına geliyor.

Bize böylesine coşkulu bir giriş yazdıran görsel sıçramanın arkasındaki en büyük yıldızlardan biri, Gerçek Zamanlı Işın İzlemeli Genel Aydınlatma (RTGI) teknolojisi. Eski oyunlardaki önceden hesaplanmış, statik ışıklandırmanın yerini alan teknoloji, ışığın, oyun dünyasında fiziksel olarak nasıl davranması gerektiğini gerçek zamanlı olarak hesaplıyor. Bazı başka oyunlarda gördüğünüz/deneyimlediğiniz ray tracing/ışın izlemenin karşılığı, Ubisoft cephesinde bu teknolojiye denk geliyor. Sonuç mu? Daha gerçekçi gölgeler, doğal ışık yansımaları ve özellikle iç mekânlarda ışığın objelerle etkileşiminin inanılmaz derecede doğru yansıtılması. Artık duvarlardan garip bir şekilde sızan ışıklar yok. Hatta Japon mimarisinin vazgeçilmezi olan Shoji kâğıt paravanlardan süzülen o yumuşak, dağınık ışığı bile bu teknoloji sayesinde tüm doğallığıyla görebiliyoruz. Meşale gibi dinamik ışık kaynaklarının bile çevreye yaydığı dolaylı aydınlatma, artık çok daha inandırıcı. Buna bir de Işın İzlemeli Yansımalar eklendiğinde, su birikintilerinden cilalı zeminlere kadar her yüzey, çevreyi alabildiğine detaylı ve doğru biçimde yansıtıyor, görsel derinliği bambaşka bir seviyeye taşıyor.

Shadows’un teknik gücü sadece ışıkla sınırlı değil. Oyun, “Atmos” adını verdiği gelişmiş bir sistemle hava koşullarını ve rüzgârı dinamik olarak simüle ediyor. Rüzgârın ağaçları, karakterlerin yeni nesil saç fiziklerini veya etraftaki yaprakları, kar tanelerini bile gerçekçi bir şekilde savurduğunu görmeniz mümkün. Bu dinamizm, oyunun fizik motoruna da yansımış. Artık etraftaki pek çok obje (özellikle bambular, ince duvarlar, hatta bazı kumaşlar) kılıç darbelerinizle gerçekçi şekilde parçalanabiliyor veya kesilebiliyor. Bu, dünyaya müdahale edebildiğinize inandıran, etkileşimi artıran, daha da önemlisi, kendinizi, oyun dünyasının içinde gibi hissetmenizi sağlayan, sürükleyiciliğe hizmet eden harika bir detay.

Tüm bu görsel detayların akıcı bir şekilde sunulmasını mümkün kılan bir diğer önemli teknoloji ise Mikro Poligon Geometrisi (MPH). Basitçe anlatmamız gerekirse bu sistem sayesinde uzaktaki veya yakındaki nesnelerin detay seviyesi, aniden değişmiyor. Yani eski oyunlarda sıkça gördüğümüz, bir binaya yaklaşırken detaylarının ansızın artması/ortaya çıkması (LOD pop-in) gibi dikkat dağıtıcı görsel sıçramalar ortadan kalkıyor. Bu da çok daha stabil, kesintisiz ve göze hoş gelen bir dünya algısı yaratıyor.

Elbette, tüm bu çığır açan görsel teknolojiler, özellikle de ışın izlemenin sağladığı gerçekçiliğin keyfini en yüksek ayarlarda çıkarmak için doğal olarak güçlü bir donanım gerekiyor. Neyse ki bu görsel şölenin tecrübe etmek için son model bir oyun bilgisayarına sahip olmanız gerekmiyor. GeForce NOW sayesinde Assassin’s Creed Shadows’un beraberinde getirdiği gelişmiş teknolojileri, yüksek ayarlarda ve akıcı kare hızlarında deneyimlemeniz mümkün hâle geliyor. Özellikle NVIDIA GeForce RTX 4080 ile güçlendirilen GAME+ ile oyunun o nefes kesen aydınlatmasını, gerçekçi yansımalarını ve detaylı dünyasını hiçbir kısıtlama olmadan, sanki kendi bilgisayarınızda oynuyormuşçasına yaşayabilirsiniz.

Sengoku Japonya’sında Uzun Soluklu Bir Macera Sizi Bekliyor

Açıkçası, karşımızda serinin belki de en iddialı ve görsel olarak da en büyüleyici oyunu duruyor. Nefes kesen bir Sengoku Japonya’sı atmosferi, her biri kendine özgü oynanışa sahip iki ana karakter, rafine edilmiş gizlilik/dövüş mekanikleri ve tüm bunları hayata geçiren etkileyici bir teknoloji... Shadows, size keşfedilecek devasa ve yaşayan bir dünya vadediyor.

Tabii ki her oyuncunun beklentisi farklıdır ama eğer siz de tarihî atmosferleri solumayı, farklı oyun tarzlarını deneyimlemeyi ve görsel bir şölen eşliğinde unutulmaz bir maceraya atılmayı seviyorsanız, Assassin’s Creed Shadows sizi, kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacak. Gölgelerde süzülmek mi, yoksa savaş meydanında fırtına gibi esmek mi? Bu seçim ve çok daha fazlası, sizi bekliyor.

Bu unutulmaz tarihi macerayı ve Anvil motorunun, görenleri hayrete düşüren görsellerini tam potansiyeliyle deneyimlemek için daha fazla beklemenize gerek yok. Assassin’s Creed Shadows, bulutun gücüyle en yüksek ayarlarda bile akıcı bir şekilde oynayabileceğiniz GeForce NOW’da! Dilerseniz satın aldığınız oyunu GeForce NOW aracılığıyla oynayabilir ya da GAME+ ailesine katılan Ubisoft+ Premium paketini edinerek Shadows’a hemen başlayabilirsiniz.